Kuruş Meselesi

Bu yazıyı biraz da tüketici şapkası takarak yazıyoruz. Ama yazının konusunu oluşturan durum aslında tüm markaların dikkat etmesini istediğimiz ve profesyonel açıdan da ele aldığımız bir konu: Kuruş meselesi.

Cep telefonu ile ya da temassız ödemeler yaptığımız zamanlarda küçük küçük satın almalar için bile kredi/banka kartı kullanmanın nakit satın almalardan daha fazla olduğunu söyleyebiliriz sanırım. Çok az kişinin nakit kullandığı hissini bize veren daha doğrusu tekrar tekrar yaşatan bir durum var. Hemen hemen her nakit ödemeye kalktığımızda bu durumla karşılaşıyoruz. Çoğu kasada kuruş yok. Sadece bir kuruş değil, beş, on hatta bazen yirmi beş, elli bile yok. Fiyatlar hiçbir zaman yuvarlak değil ama, hep kuruşlu. Tek ürün alsanız da kuruşlu, birkaç alsanız da toplamı da kuruşlu. Kasada görevli olan kişiler hiç bir açıklama yapmadan size paranızın üstünü eksik kuruş olarak verebiliyor. Biz büyük miktarlar haricindeki alışverişlerimizde bilinçli olarak nakit kullanmayı tercih etmeye başladığımızda yani bundan dört beş sene önce, kasiyer para üstünü eksik verince sormaya kararlıydık ama utanarak soruyorduk: “10 kuruşunuz yok galiba? 5 kuruşunuz yok mu?” diyerek. Artık utanma kalmadı, hatta kasa önünde böyle bir durumda kendi aramızda konuşurken para üstünü tam vermemenin suç olduğunu bile dillendirdiğimiz oluyor. Hem müşteri olarak iki üç kuruş eksik almanın hem de marka adına bu kuruşları eksik vermenin paraya verilmeyen değerle ilgili olduğunu düşünüyoruz. Bırakın kasiyer iki kuruşumuzun peşine düştük diye bizi deli sansın.

Bir kuruş değerli, üç de beş de. Eğer değerli değilse, bütün fiyatlar yuvarlak olsun. Zaten eski bir pazarlama taktiği olarak “9,99”un da pek bir anlamı kalmadı gibi. Hatta artık çok itici bile algılanabiliyor. Belki de en güzelini pazarcılar yapıyor, orada para üstü olarak hiç bir zaman bir kuruş, üç kuruşa ihtiyaç olmuyor. Örneğin sabah kilosu üç liradan açtığı tezgahtaki ürününü, pazarcı akşam üzeri 2,95 ya da 2,25 yapmıyor, yapsa yapsa 2,50 yapıyor.

Kuruş meselesi böyle. Bol kuruşlu bozukluk çantalarımızı da kuruşlarımızı da seviyoruz kısacası.

 

Reklamlar